Decrease Font Size Increase Font Size

“ Dikkat edin. Allah’ ın veli kullarına hiçbir zaman korku yoktur. Onlar üzülmezler, mahsun da olmazlar.”
“ Onlarda öyle iman var ki, imanları sayesinde kademeye, dereceye ve takvaya ulaşmışlardır. “
Yunus suresi Ayetler: 62, 63 Sayfa 217:

“ Yemin olsun ki, gerçekten biz Ademoğullarını üstün yarattık. Onları karada ve denizde vasıtalarla taşıdık, hoş nimetlerle besledik ve onları yarattıklarımızın çoğunun üzerine üstün kıldık.
İsra Suresi Ayet : 70 Sayfa 290:

1. Hazreti Ömer (RA) Medine' de Mescid-i Nebevi' de cuma günü hutbe okurken, İran seferine çıkan ordusunun düşman tarafından kuşatılmakta olduğunu görür. Ordunun komutanı olan Sariye' ye " Ya Sariye, Ya Sariye dağa dikkat et. " diye bağırır. Daha sonra İran seferinden Medine'ye dönen ordu komutanı Sariye, " Eğer, Ömer olmasaydı helak olacaktık. " der.

2. Uftade hazretlerinin müridi Mahmudi Hüdai Efendi, bir sabah Şeyhinin abdest suyunu hazırlamakta gecikir. İbriğe doldurduğu suya üfler. Suyu Şeyhine döktüğünde, Şeyhinin eli yanar. Şeyhi olan Üftade Hazretleri - Ya Mahmud, bu kadar ısıtılır mı bu hic ? - der. Mahmudi Hüdai, ısıtmadığını, sadece bir nefes üflediğini söyler. Üftade hazretleri, bir postta iki Şeyh barınmaz deyip, insanların irşadı için onu Üsküdar'a tayin edip gönderir.

3. Allah'ın (CC) Veli kulu olan Hamidüddin Veli Hazretleri, namı diğer Somuncu Baba, geçimini somun (ekmek) satarak sürdürmesine rağmen, hamurunu yoğurup, fırınını yaktığı görülmemiştir. Somun almaya gidenlerin, fırınının önünde bir mum yakıp içerden ekmek çıkarttığını görmüşlerdir.

4. Rivayete göre, Hacı Ahmet Efendi olduğu söylenen SARI ŞEYH, Rus harbi sırasında tarlada ekin biçerken tırpan elinde dönmeye başlar. Daha sonra bu hali sorulduğunda, “ Elhamdurillah rus kafiri mağlup oldu der. “ Harpten dönen bir asker, “ Sarı Şeyh olmasaydı halimiz haraptı. İmdadımıza yetişti de harbi kazandık. “ diyerek şeyhin büyük bir zat, büyük bir Allah dostu olduğunu ifade eder.

5. Tefsir-i Kebir’in yazarı, büyük alim Fatreddin-i Razi Hazretleri, bir Cuma günü Şam’da Emevi camiinde vaaz ediyor. Camide büyük bir kalabalık bir cemaat, muhteşem bir heyecan var. Mühiddin Arabi Hazretleri, camide vaaz dinlerken uykuya dalar. Yanındaki zat kendisini uyandırır. Tekrar uykuya dalar. Tekrar uyandırılır. Muhiddin Arabi, uyandıran kişiye; “ Şimdi burada senin Hızır olduğunu söylersem, halk hücum eder, kendini kurtaramazsın. ” der.
Camiden sonra Hızır(A.S.) Allah’a iltica eder. “ Ya Rabbi. Bende seni sevenlerin listesi var. Oraya baktım. Bu zat o listede yok. Kimdir bu? ” diye dua eder. Hz. Allah; “ Ey Hızır, Ben sana beni sevenlerin listesini verdim. Benim sevdiklerimin listesini değil. O benim sevdiklerimin listesindedir. ” buyurur.

6. Mühiddin Arabi Şam’da pazar yerinde gezerken, birden aşka ve vecde gelip, haykırır; “ Ey ahali, ey halk. Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır. ” der. Halk, “ Biz Allah’a tapıyoruz. Nasıl olur da ‘ Ayağımın altındadır. ‘ der. ” Hiddetlenen halk Mühiddin Arabi Hazretleri’ni orada linç ederler. 300 yıl sonra Yavuz Sultan Selim Han Mısır seferine giderken, kışı Şam’da geçirir. Namaz kılmak için Emevi Camii’ne giden Yavuz, caminin duvarında, taş bir levha üzerinde yazılı olan bir ibare görür; Şeyh-ül İslam olan Zembilli Ali Efendi’ye bunun manasını çözdürür. Zembilli Ali Efendi’nin verdiği cevap aynen şöyledir; “ Yavuz Şam’a gelecek, Kabr-i Mühiddin’i bulacak. Yani, Yavuz Sultan Selim Şam’a gelince benim kabrimi bulsun diye size emir veriyor. “ der.

7. Yavuz Sultan Selim Han da araştırıp ve araştırma neticesinde Mühiddin Arabi’nin kabrini bulur. Daha sonra Mühiddin Arabi'nin halka seslenerek, " Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır. " diya bağırıp, ayağı ile teptiği yeri tesbit eder. Burayı kazdırır. Mühiddin Arabi Hazretleri’nin ayağını teptiği yerden bir küp altın çıkar. Yavuz o altınlarla, kabri şeriflerini yaptırır.
Burada önemli olan, Mühiddin Arabi Hazretleri’nin o gün itibariyle, 300 yıl sonra Yavuz Sultan Selim Han’ın Şam’a geleceğini bilmesidir.

İlgili Konular

Hakkımızda

VEFK

CİNLER

  • Cinleri Tanıtan Dört Özellik
  • "CİNLER"’in çok önemli birkaç özelliği vardır ki, bu hususlar konuyu dikkatle tetkik edenlerin asla gözünden kaçmaz.
    1. CİNLER`de mantıksal bütünlük yoktur.
    2. CİNLER`de büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.
    3. CİNLER`de kendini kontrol mekanizması çok zayıftır.
    4. CİNLER`de sürekli tekrarlar mevcuttur.
    Hangi isim altında, dünyanın neresinde olursa olsun verdikleri tebliğlerde daima yukarıda saydığımız bu dört esası derhal müşahede edebiliriz.
    Devamı'nı okumak için tıklayın